Türkiye'de yıllardır söyledikleriyle gündemden düşmeyen Prof. Dr. Canan Karatay, bir kez daha önemli bir hukuk mücadelesiyle gündeme geldi. Aşılar hakkındaki açıklamaları nedeniyle kendisine verilen meslekten geçici olarak alıkoyma cezası, Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirildi.
Peki bir bilim insanı düşüncelerini açıkladığı için cezalandırılmalı mı? Yıllarını tıp alanına vermiş bir profesör, herkesle aynı fikirde olmadığı için susturulmaya mı çalışılmalı?
Canan Karatay'ın en çok takdir ettiğim yönü, bütün eleştirilere rağmen doğru bildiklerini söylemekten vazgeçmemesidir. Kimileri kendisini destekledi, kimileri ağır şekilde eleştirdi. Ama o düşüncelerinin arkasında durmaya devam etti.
Özellikle aşılar konusunda insanların soru sorması, yan etkileri araştırması ve sağlık politikalarını sorgulaması son derece doğaldır. İnsan sağlığı söz konusu olduğunda hiçbir konu tartışmaya kapalı olmamalıdır.
Aşıların faydaları olduğu gibi yan etkileri de bulunabilir. Ancak sağlık konusunda insanlara güven vermenin yolu soruları susturmak değil, bilimsel verilerle cevaplamaktır. İlaç şirketleri de sağlık otoriteleri de eleştirilebilmeli, gerektiğinde hesap verebilmelidir.
Bugün asıl eleştirilmesi gereken anlayış, farklı görüşlere karşı gösterilen tahammülsüzlüktür. Bir insanın açıklamalarını yanlış bulabilirsiniz, bilimsel olarak eleştirebilirsiniz. Fakat bunun yolu hukuki güvenceleri göz ardı ederek ceza vermek olmamalıdır.
Anayasa Mahkemesinin kararı, Karatay'ın aşılarla ilgili bütün iddialarının doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ancak ifade özgürlüğünün önemini ve disiplin cezalarının da hukuka uygun olması gerektiğini açıkça hatırlatıyor.
Ben Canan Karatay'ın bu mücadelede gösterdiği kararlılığı takdir ediyorum. Çünkü hak aramak kolay değildir. Hele ki karşınızda güçlü kurumlar varsa, yıllarca süren bir mücadeleyi göze almak herkesin yapabileceği bir şey değil.
Şunu da unutmayalım, bilim sorgulayarak gelişir. Farklı fikirlerin konuşulamadığı, insanların düşüncelerini açıklamaktan çekindiği bir ortamda ne bilim ilerler nede toplum sağlıklı bir şekilde gelişebilir.
Elbette her bilimsel iddia araştırılmalı, yanlış bilgiler kanıtlarla ortaya konulmalıdır. Halk sağlığını korumak da son derece önemlidir. Ama bunu yaparken insanların temel hak ve özgürlükleri yok sayılamaz.
Bugün Canan Karatay'a verilen hak ihlali kararı sadece onun açısından değil, düşünce özgürlüğü açısından da önemli bir mesajdır.
Makamlar geçicidir, unvanlar geçicidir ama hukuk ve adalet herkes için gereklidir.
Ve son olarak şunu söylemek istiyorum. Canan Karatay'ı sevmek zorunda değilsiniz, söylediklerine katılmak zorunda da değilsiniz. Ama bir insanın düşüncelerini ifade etme hakkına saygı göstermek zorundasınız.
Çünkü bilim susturularak değil tartışılarak, adalet ise güçlüden yana değil haktan yana durularak yaşatılır.
Yorum Yazın