Yeni bir yerde yeniden merhaba. Gençliğin içinden biri olarak, bazen hep birlikte gözden kaçırdığımız şeylere bakmak ve dünyayı biraz da başka bir açıdan düşünmek istiyorum.
Bazen düşünüyorum da, dünya hakkında ne kadar çok şey konuşuyoruz. Her gün yeni bir haber, yeni bir olay, üzerine fikir yürüttüğümüz başka bir konu… Bütün bunların arasında hayatın kendisine, etrafımızda olup biten küçük şeylere ne kadar dikkat ediyoruz?
Özellikle gençlik döneminde insan, hem kendini hem de dünyayı anlamaya çalışıyor. Bir yandan geleceğe dair hayaller kurarken bir yandan yaşananları anlamlandırmaya çalışıyor. Çevresinde gördükleri, duydukları ve tanık oldukları da ister istemez düşüncelerini şekillendiriyor. Bazen bütün bunların içinde geleceğe umutla bakmak kolay olmayabiliyor.
Oysa bir akşam sokakta yürürken binaların pencerelerinde yanan ışıklara bakmak bile insana farklı şeyler düşündürebiliyor. Her ışığın ardında başka bir hayat, başka bir hikâye var. Biz kendi dünyamızın içinde yürürken, hiç tanımadığımız insanların da kendilerine ait sevinçleri, kaygıları ve hayalleri olduğunu hatırlıyoruz. Belki de hayat, bizim o an gördüğümüzden çok daha fazlası.
Elbette dünyada yaşanan kötülükleri görmezden gelemeyiz. Fakat bütün bunların arasında güzel olanı fark etmek de en az onlar kadar önemli. Birinin başka birine yardım etmesi, bir canlının kurtarılması ya da hiç beklemediğimiz bir anda gördüğümüz küçük bir iyilik… Bunlar belki büyük sorunları çözmüyor ama insanlara ve hayata bakışımızı yeniden düşünmemize vesile olabiliyor.
Bence gençler olarak bazen tam da buna ihtiyaç duyuyoruz: Dünyanın yalnızca kötü olaylardan ibaret olmadığını hatırlamaya. Çünkü bizden geleceğe umutla bakmamız, iyi insanlar olmamız ve daha güzel bir dünya kurmamız bekleniyor. Bu beklentiler çok kıymetli. Ama umudun yalnızca gençlerin kendi içinde bulması gereken bir şey olmadığını da unutmamalıyız. İçinde büyüdüğümüz çevre, birbirimize davranışımız ve bize gösterilen örnekler de nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi etkiliyor.
Belki de daha güzel bir dünya için önce birbirimizden ne beklediğimiz kadar birbirimize ne sunduğumuzu da düşünmeliyiz.
Dünya kusursuz değil, hiçbir zaman da olmadı. Ama onu yalnızca kusurlarıyla tanımlamak, içinde hâlâ var olan güzellikleri görmemize engel olabilir.
Belki de asıl soru şu: Daha güzel bir dünya hayal ederken, bugün onun güzel bir parçası olmak için neler yapıyoruz?
Yorum Yazın