Bazı belediyeler asfalt döker, bazıları betonla övünür; bazıları ise toprağa tohum atar, hasadını alır, ihtiyaç sahibinin sofrasına bereket taşır. İşte belediyecilik, tam da burada anlam kazanır.
Belediyecilik yalnızca yol yapmak, kaldırım döşemek, park açmak değildir. Elbette bunlar da görevdir. Ancak bir belediyenin başarısı, dar gelirli vatandaşının mutfağına ne kadar dokunabildiğiyle de ölçülür.
Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ın öncülüğünde hayata geçirilen aspir yağı üretimi, sosyal belediyecilik adına dikkat çekici bir örnek olarak karşımızda duruyor.
Belediye kendi imkânlarıyla toprağı ekiyor, aspir bitkisini yetiştiriyor, hasadını yapıyor, yağını üretiyor ve ihtiyaç sahibi ailelere ücretsiz ulaştırıyor.
Üstelik bu destek, belediyenin Dost Market uygulaması üzerinden vatandaşlarla buluşturuluyor.
Yani tohum toprakla buluşuyor, emek ürüne dönüşüyor, ürün de ihtiyaç sahibinin mutfağına giriyor.
Başkan Çolakbayrakdar’ın, “Kendi yetiştirdiğimiz ürünleri vatandaşlarımızla buluşturuyoruz” anlayışı, üzerinde düşünülmesi gereken bir yaklaşım. Çünkü sosyal yardımın en güçlü biçimlerinden biri, üretimle dayanışmayı aynı potada buluşturabilmektir.
## Yardım değil, üretim kültürü!
Bugün ekonomik şartlar ortada. Pazara çıkan, markete giren vatandaşın hesabı kitabı şaşmış durumda. Dar gelirli aileler için mutfak masrafı, ay sonunu getirme mücadelesinin en ağır kalemlerinden biri hâline geldi.
Böyle bir ortamda belediyenin kendi üretimini yaparak temel ihtiyaçlara katkı sunması, yalnızca bir yardım faaliyeti değildir. Aynı zamanda kaynakları değerlendirme, üretimi teşvik etme ve sosyal dayanışmayı güçlendirme meselesidir.
Elbette burada önemli olan, yapılan işin sürdürülebilir olmasıdır. Kaç dönüm arazi ekiliyor? Ne kadar yağ üretiliyor? Kaç aileye ulaşılıyor? Üretimin maliyeti ne kadar? Bu soruların yanıtları da şeffaf biçimde paylaşılırsa, uygulamanın başarısı daha somut ölçülebilir.
Çünkü sosyal belediyecilik, güzel sözlerle değil; vatandaşın hayatında oluşturduğu gerçek karşılıkla değer kazanır.
## Peki, diğer belediyeler neden yapmasın?
Kocasinan’da ortaya konulan bu model, başka belediyeler için de değerlendirilmesi gereken bir örnek. Her ilçenin toprağı, iklimi, üretim imkânı farklı olabilir. Bir yerde aspir yetişir, başka bir yerde zeytin, sebze, meyve veya bakliyat üretilebilir.
Önemli olan, belediyelerin imkânlarını yalnızca harcayan değil, gerektiğinde üretime dönüştüren kurumlar hâline gelmesidir.
Düşünsenize; belediyenin kendi arazisinde yetiştirdiği ürünler, ihtiyaç sahibi ailelerin sofrasına ulaşıyor. Hem üretici bir anlayış ortaya konuluyor hem de sosyal yardımın maliyetini ve devamlılığını güçlendirebilecek bir sistem kuruluyor.
Bunun adı, kaynakları akılcı kullanmak; emeği dayanışmaya dönüştürmektir.
Halkını yağlandırıyor!
Ahmet Çolakbayrakdar’ın Kocasinan’da yürüttüğü bu çalışma için “Başkan halkını yağlandırıyor” desek, sözün içinde hem bir tebessüm hem de güzel bir anlam var.
Buradaki yağ, elbette yalnızca aspir yağı değil; vatandaşın sofrasına uzanan hizmetin, emeğin ve üretimin simgesi.
Halkın cebinden çıkan paranın hesabını bilen, ihtiyaçlarını gözeten, üretim yaparak vatandaşına destek olmaya çalışan bir belediyecilik anlayışı, takdir edilmeyi hak eder.
Çünkü vatandaşın beklediği, seçimden seçime hatırlanmak değil; zor gününde yanında bir kamu kurumu bulabilmektir.
Halka hizmet, Hakk’a hizmettir.
Ancak bu sözün gerçek karşılığı, vatandaşın sofrasında, çocuğunun okul çantasında, yaşlının ilacında ve dar gelirlinin geçim mücadelesinde görülür.
Kocasinan’da tarladan sofraya uzanan bu girişim, sosyal belediyeciliğin yalnızca yardım dağıtmak olmadığını; üretmenin, paylaşmanın ve insanı öncelemenin de mümkün olduğunu gösteriyor.
Dileğimiz, bu tür çalışmaların yaygınlaşması, daha çok ihtiyaç sahibine ulaşması ve başka belediyelere de örnek olmasıdır.
Çünkü belediyecilikte asıl mesele, koltuğun gücü değil, halka dokunan hizmetin değeridir.
Toprağa tohum atıp hasadını halkıyla paylaşanlara selam
olsun..!
Yorum Yazın