Muharrem Özışık
Muharrem Özışık

Bir Telefonun İçine Sığan Koca Dünya

Yayınlanma: 20 Ekim 2026
Bir Telefonun İçine Sığan Koca Dünya
Eskiden anneler çocuklarına “Odana git!” dediğinde içleri rahat ederdi. Bilirlerdi ki çocukları kendi odasında, evlerinin güvenli çatısı altındadır.

Kayseri’nin mahalle kültüründe çocuk, yalnızca anne babasının değil, mahallenin de emanetiydi. Komşular birbirini tanır, aileler çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğini bilir, büyükler gördükleri bir yanlışı düzeltmek için kendilerini sorumlu hissederdi.

Bugün ise çocuk odasına gidiyor ama yanında koca bir dünyayı da götürüyor: Telefonunu…

Artık çocuklarımız yalnızca mahallemizdeki arkadaşlarıyla değil, dünyanın dört bir yanından insanlarla iletişim kurabiliyor. Biz evimizin içinde onların güvende olduğunu düşünürken, ekranın diğer tarafında kimlerle karşılaştıklarını, hangi içeriklerle büyüdüklerini bilemiyoruz.

Elbette teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Eğitimden bilgiye, iletişimden günlük ihtiyaçlarımıza kadar pek çok alanda bize kolaylık sağlıyor. Çocuklarımızı teknolojiden tamamen uzak tutmak mümkün değil, doğru da değil.

Asıl mesele, teknolojinin çocuklarımızın hayatında nasıl bir yer tuttuğu.

Teknolojiyi biz mi kullanıyoruz, yoksa teknoloji mi bizi yönetiyor?

Bir ekranın içinde faydalı bir eğitim içeriği de var, çocuklarımızın düşünce dünyasını, ahlaki değerlerini ve davranışlarını olumsuz etkileyebilecek içerikler de…

Eskiden çocuğumuzun arkadaşını tanır, ailesini bilir, nerede vakit geçirdiğini öğrenirdik. Şimdi ise aynı evin içinde, birkaç adım ötemizdeki çocuğumuzun dijital dünyasında neler yaşandığından habersiz kalabiliyoruz.

Peki çözüm telefonu elinden almak mı?

Bence asıl çözüm, çocuklarımızla konuşmakta, onları anlamakta ve doğruyu yanlıştan ayırabilecek bir bilinçle yetiştirmekte.

Çünkü çocuklarımız söylediklerimizden çok, yaptıklarımızdan etkileniyor. Biz elimizden telefonu düşürmezken onlardan ekranı bırakıp kitap okumalarını beklemek ne kadar gerçekçi?

Önce kendi davranışlarımızı gözden geçirmeli, evlerimizde teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurmanın örneğini kendimiz göstermeliyiz.

Kayseri olarak aile bağlarımızı, komşuluk kültürümüzü ve nesilden nesile aktardığımız değerlerimizi korumak istiyorsak çocuklarımızın dijital dünyadaki hayatına da kayıtsız kalamayız. Onları yalnızca sokakta değil, ekran başında da koruyacak bir aile bilincine ihtiyacımız var.

Bu sorumluluk elbette yalnızca anne babaların değil. Okullarımızın, öğretmenlerimizin, yerel yöneticilerimizin ve toplumun bütün kesimlerinin çocuklarımızın güvenli bir geleceğe hazırlanmasında payı var.

Ancak en önemli görev yine ailede başlıyor. Çocuğumuzu dinlemek, karşılaştığı sorunları bizimle paylaşabileceğini hissettirmek her türlü yasaktan daha kalıcı bir koruma sağlayabilir.

Teknoloji hayatımızdan çıkmayacak. Çocuklarımız büyüdüğünde dijital dünya hayatlarının çok daha büyük bir parçası olacak.

Öyleyse görevimiz çocuklarımızı teknolojiden kaçırmak değil; teknolojinin içinde kaybolmayacak kadar bilinçli, güçlü ve iradeli yetiştirmek.

Unutmayalım, elimizdeki telefon küçük olabilir ama çocuklarımızın önüne açtığı dünya çok büyük.

Biz çocuklarımızı kendi evimizde, kendi mahallemizde ve kendi şehrimizde korumaya çalışırken dijital dünyanın kapılarını da göz ardı etmemeliyiz.

Çünkü çocuklarımızın geleceğini korumak, yalnızca bugün nerede olduklarını bilmekle değil, yarın hangi değerlerle yaşayacaklarını güvence altına almakla mümkündür.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

Çocuğumuz odasına gittiğinde gerçekten odasında mı kalıyor, yoksa bizim bilmediğimiz bir dünyanın kapılarını mı aralıyor?

Yorum Yazın